Eğer Dağınık Bir Masa Dağınık Bir Aklın İşaretiyse, Boş Bir Masa Neyin İşaretidir?*

Saatimiz 22.17 yi gösteriyor, ne mi yapıyoruz. Tabi ki çay içiyoruz. İnce belli bardak, yanında ince dilimlenmiş birkaç dilimde limon… Sevgili eşim her zaman ki gibi küçük sofranın üstüne defterlerini sıralamış. Sofra deyince altına nihale sarılmış, üstünde (siz yerleştirin lütfen) yoktur.

Continue reading “Eğer Dağınık Bir Masa Dağınık Bir Aklın İşaretiyse, Boş Bir Masa Neyin İşaretidir?*”

Reklamlar

Acayip Bişey!!!

Yollar  uzun. Araç eski. Yaş geçmiş. Kızıldağ dik mi dik. Masmavi gök yüzü yerini alaca karanlık bir meydana bırakmıştı. Kuşlar sessiz, kuşlar sakin. Kuşlar, sükutun çığlıklarını haykırıyor… Vakit akşam. Beyaz gelinliğinden beri dünya…


Continue reading “Acayip Bişey!!!”

Yetim Çocuklar

Sevginin türleri de varmış, öyle yazıyor Türkçe kitabım. Geçenlerde yurda girenin çıkanın hesabını tutan Arif amcadan da duydum. O, bir Çanakkale gazisinin oğlu. Babası Çanakkale’de savaşmış elin gâvuruna karşı. Düşmanı Çanakkale boğazından geçirmemişler. Canlarını vermişler de geçit vermemişler düşmana. Ne de gururlanır babasını anlatırken. “Vay be, ne savaşmış! Ben de olsam aynını yapardım. Damarlarımda o adamın kanı var ne de olsa!” diyor.

Continue reading “Yetim Çocuklar”

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑