Manolya!

Çarşamba akşamıydı saat beş otuz. Yorgundu argındı, henüz gelmişti. Elinde karton kutular alnında yaşlar kümelenmiş. Kaşlarını aşmak için hücum ediyor terler. Dinlenmek istedi. Göz ucuyla bir yer kestirdi, yürüdü. Durmadı, duramadı.

Saat beş otuz. Güneşi sırtına almış ufak bir tepenin ardında yürüyordu. Birden düşer gibi oldu. Doğrulmaya kalmadan elinden düşüverdi kutular. Almak için eğilmek istedi.  Eğilemedi. Sorgusuz sualsiz bir taşa yaslandı.Gözleri buğulanmış. Dizlerinde fer kalmamıştı. Artık yaşlı bedeni kaldırmıyordu.

Az ötede bir çiçek; sarımtırak, bazen yeşile çalıyor. Mor yaprakları kırmızıyla örülmüş. Nil kıyısı, deniz mavisi, okyanus yeşilini canlandıranları da var. Hatırladım, manolya… Manolya’ydı bunlar. Annem anlatmıştı. Mis gibi koktuklarını… Üstüne eklemeyi de unutmadı.

Koklanınca solarlar…

 

Reklamlar

7 Comments

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s