Resimlerde İnsan Psikolojisi

Irwin Edman’a göre: resim sanatında doğrudan doğruya çizginin, bizde hem dokunma, hem de hareket duygusu uyandırdığı konusunda güvenilir kanıtlar vardır.

Resme bakarken, alınan zevkin kaynağını ifade etmek üzere bazı estetikçiler, “empati” terimini kullanıyorlar. “empati’’ yâda ‘’einfuehlung”, içten içe hareket eden ve gerilen vücudun, algılanan nesnelere kapılması demektir.

Yalnız hayalimizle değil, gerçekten biz resimdeki çizgilerle beraber hareket ederiz, tuval üzerinde kesilen bir ritim, algılayışımızın ve içimizde gelişen hareketin akışını da keser. Akıcı ve kıvrak bir çizgi, vücudumuzdaki gerginliği azaltır. Fiziksel olarak renkleri gözümüzle görürüz, bunun yanında gözümüz kapalıyken renkleri bilişsel olarak algılamamızda da mümkündür.120688133519-pirinc-hasadi-kathmandu

Mavi rengi zihnimizde görebilmemiz için ışığa ihtiyacımız yoktur. İnsan gözü kapalıyken de zihninde renkleri çok berrak ve birbiriyle karışmış olarak görebilir. Çünkü gözün fizyolojik çalışma sistemine göre beyne ulaşan uyarılar renk olarak duyumsanır. Bu duyumsama esnasında yine gözün yapısı gereği retina tabakasında rengin öznel algılanmasıyla ilgili renk karışımı gerçekleşir.

Fransız İzlenimcilerinin ve Noktacıların çalışmalarına bakacak olursak, izlenimciler; ışık ve renk kuramlarından hareket ederek, rengi nesnelerin nesnel niteliği olarak değil, kişinin yüklediği öznel bir nitelik olarak görüyorlardı.

Noktacılar ise küçük renk lekelerinden oluşan resmin, tek tek küçük renk noktacıklarından meydana gelen bir bütün olduğu düşüncesindeydiler.

Freud’a göre kişisel çelişki, yaratıcılığın başlangıcını göstermektedir. Nevrozlara ve diğer semptomlara karşı hareket gösteren gizli mekanizmalar yaratıcı eylemde içsel çelişkilerin açıklanmasına izin vermektedir.

Max Stern, psikanalizlerde serbest ressamlığı kullanan bir terapist olarak, nevrotik bir genç tarafından yapılan resmin sağaltım için nasıl bir girişi1206876166kenan-olgun1m olduğunu açıklamaktadır: ilkel yolla Freud’yan gelişimin başarılı aşamalarında travmatik olaylar test edilmiş, bu yollar çizimlerde tekrarlanmıştır. Böylece, terapistler nevrotik çelişkiyi bir sıraya koymuş oluyorlar.

Freud ailesinin bir sanat geçmişi olmamasına rağmen, genel olarak biçimsel ressamlığa olan ilgisi, tutumları ile dikkate alınmıştır. Oğlu Ernst, sanatın psikanaliz içindeki rolü hakkında bazı açıklamalarda bulunmuştur. Burada fanteziden gerçeğe insanı yönlendiren bir yol vardır ki, bu yol sanat yoludur.

Bu anlamda, Freud, yorum için bir başlangıç noktası olarak sanatı rüyalara benzetmektedir ve şöyle açıklamaktadır: Rüya gören kişi bize sık sık “ Ben bunu nasıl anlatacağımı bilmiyorum fakat ben bunu çizebilirim” diyor. Freud hastalarına rüyalarını anlatmak yerine çizmelerini önermiştir.1206875992gokhan-korkmazgil1

Resimler: Roger Sandgren

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s